Bu kitap, “iyi” ile “kötü”nün nerede başladığını değil; bizim içimizde nasıl icat edildiğini soruyor. Bir yanda Nietzsche’nin sert aynası: erdem dediğimiz şey gerçekten yücelik mi, yoksa gücün dizginlenmiş hâli mi? Öte yanda Mevlânâ’nın derin sesi: insanın karanlığı bile dönüşebilir mi, merhamet bir zayıflık mı yoksa en yüksek cesaret mi? Sayfalar ilerledikçe okur, ahlâkın bir kanun gibi dışarıdan inmediğini; kimi zaman korkudan, kimi zaman kibirden, kimi zaman da sevginin ağır bedelinden doğduğ ...