İnsanı derin bir uykusunun, mesut bir rüyasının içinde yakalayan, göğsünün
üstüne çöküp nefes almaktan meneden, gırtlağına basıp boğan bir kâbus… Bir
kâbus ki nasıl geldiğine akıl ermez. O gayr-ı mekşuf bir sebepten, muzlim bir
muammadan tevellüt etmiştir. (...) Onun tutulup bükülemeyen bileklerinin
içinde, silkilip atılamayan cüssesinin altındasınız, onun mahkûmusunuz. Zelil,
âciz, çırpınır ve inlersiniz. (...) Öyle saniyeler olur ki, onunla mücadele
ederken, kayad ...