1864 yılı baharı. Çerkesler Adıge topraklarından tarifsiz bir zulümle çıkarılıyor. Direni ve ihanet kol kola. Sonrasında dönemin İstanbul’una gidip kendimizi Zişan’ın, Aksara’nın ve Çestav’ın trajik hikayesinin içinde buluveriyoruz:
“Göğsüne ilk harfi düştüğün çocukluğundan bu yana yazmayı kağıtla konuşmak saydın. Şimdi aranızda kelimelerle örülmüş günler, yola düştüğün sayfalarda yükselen dağlar dururken çıkagelirse eskiye dönmek büsbütün imkansız. Teselliyi mürekkep ...