Küller havada savruluyordu. Umut yerin altına gömülmüştü.
Ama o, karanlık çöktüğünde dahi yönünü kaybetmeyen bir yıldız gibiydi.
Adımlarını ateşin içinden geçirdi, sözlerini yaralıların başında yoğurdu.
Çünkü bazı insanlar emir almaz; sezgiyle, acıyla, aşkla yürür.
Emma Carter, kalabalıkların unuttuğu bir cesaretin adıydı.
Ne bir komutanın gölgesinde, ne de bir unvanın ağırlığında tanıdı kendini.
Onun haritası, kanla değil umutla çizildi.
Adımlarını yaral ...