Rastlantı diye bir şey olmadığı gibi şans da yoktu. Her yol önceden belirlenmiştir, her şey olması gerektiği yerde, doğru zamanda doğru yerde olur. Evrende her şeyin bir karşılığı vardı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ancak içimizdeki ses karar verirdi. Şansa da inanmak mümkün değildi. Fırsatları değerlendirmek önemliydi. Kaleyi boş bulan bir futbolcu topu kaleye gönderemezse karşısına bir daha böyle bir fırsat çıkamayacağı gerçeği vardı. Fırsatı kim avantaja çevirecekti? Tabii ki Şebnem. Kem ...