Doksan sekiz yıllık bir ömür, cıva gibi ağır akan bir nehrin kıyısına vardığında ondan geriye ne kalır?
Bir dağ köyünde zaman, karıncaların sırtında ufalanarak ilerler. Karıncalar kazan kazan aşları, gizli dondurmaları, eski günlükleri ve “krem rengiyle üstü kapatılmış” sırları ince yollarından yuvalarına taşır.
Naylon poşetlerin, lunapark oyuncaklarının ve rengârenk Çin lokantalarının arasına sıkışmış bir ailenin hikâyesidir bu. Herkesin birbirine benzediği, eşyaların insanlardan da ...