Romanın omurgası kırılalı, parçalara ayrılalı, sonuç ve giriş çöpe atılalı uzun süre oldu. Bir
dokunuşla başlıyor hikâye ya da bir filikaya pat diye atılmasıyla. Hem de artık anlatı, seçkin
kahramanların eylemlerinden çok, sıradan hayatların ayrıntılarında, kesintilerinde ve
rastlantılarında kurulmaya başladıktan sonra kurmaca yalnızca estetik bir mesele değil, bir
siyaset, bir algı rejimi ve bir eşitlik biçimi olarak okunmaya başladı.
Jacques Rancière, Kayıp İplik ...