Kente ve çevreye karşı işlenen suçlar, günümüzde yalnızca birer hukuki ihlal ya da estetik sorun değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı tehdit eden derin bir kırılmanın ifadesidir. Plansız yapılaşma, doğal varlıkların tahribi, kültürel ve tarihî değerlerin yok sayılması, kent mekânlarının rant uğruna feda edilmesi; sadece kentlerin fiziksel dokusunu değil, kentli haklarını, toplumsal adaleti ve kamu vicdanını da doğrudan etkilemektedir.
Bu iki ciltlik eser, yalnızca bir akademik çalışma değil ...