Türkiye Cumhuriyeti misyon temsilcileri kontenjanından ilk kez oturduğum business class koltuğunun rahatlığı içinde dışarıyı seyrederken, Amerikan savaş uçaklarının ardında Kabil’in yorgun silüeti uzanıyordu. Çektiği acıların ağırlığından mecalsiz düşmüş, toz ve toprağa bulanmış hâlde, yaşanmışlıkları bilgeliğini gizleyemeyen, çok şey görmüş ve çok şey yaşamış bir bilge gibi silahların ardından bize bakıyordu. Aklının bir yanı, her zaman diri tutulan umutlarında; diğer yanı ise ne kadar kötü ola ...