“Anne yetiş! Kemikler…
ölüm görünüyor anne,
makine mezarları kazıp gitmiş
ölümün üstünü açmışlar
kemiklerle flüt çalıyor rüzgâr”
maden şantiyesinde dikenli teller
oyulmuş kafası Kazdağları’nın,
göletlerde sazan, bahçede hasta biber
yaralı orman uluyor, iniltiler derinden
yol boyunca açıkta ince, kalın kökler
kökler diyorum, aynıdır kemikler
ağaçlar insan... Titrer yaprak, üşür gündüz
bırakmazlar mezarda uyusun ölüm
...