Haçlı Seferleri “milyonlarca başıboş bağnazın Müslümanları katletmek için Doğu’ya talana gelmesi”nden ibaret miydi? Seferler sonrasında kurulan Kudüs Haçlı Krallığı gerçekten yalnızca kılıçların konuştuğu bir savaş alanı mıydı? Yoksa Doğu ile Batı’nın iç içe geçtiği, ticaretin, inancın ve siyasetin aynı anda yürüdüğü karmaşık bir dünya mı? Dönemin kudretli Müslüman devletleri Haçlı tehdidini neden bertaraf edemediler? Nasıl oldu da kutsal Kudüs şehri taraflar arasında pazarlıklara konu edildi? ...