Bu soru, yüzyıllardır yeryüzünün göğsünde ağır bir tortu gibi duruyor. Üzerine ciltlerce kitap yazıldı, kürsülerden büyük sözler söylendi, laboratuvarlarda hücrelerine kadar ayrıştırıldı. Ama yine de o büyük boşluk dolmadı. İnsan; eksilen, eksildikçe tamamlanmaya çalışan, tamamlandığını sandığı anda yeniden parçalanan bir bilmece. Belki de bir ağrıdır insan. Göğüs kafesine sığmayan, zamanın ötesine taşmak isteyen, bir yanı balçık, bir yanı yıldız tozu olan o garip varlık.
Bizler, Önsö ...