Yollar vardır, uzun ve kıvrımlı. Yollar vardır, puslu ve ölümlü. Yollar vardır, gül ve çiçeklerle dolu. Yollar vardır, taşlı ve dikenli. Ömür de bir yola benzer. Bazen yolumuz gülden geçer, bazen dikenden. Yol bitmeden ömür biter. Hayat sona erdiğinde yolculuk biter, ama yol bitmez. Latif’in yolculuğu da böyleydi işte. Defalarca bu soruyu sormuştu kendisine; neden bu yolculuk, niye bir yolculuk?