Denizin sertliğiyle yoğrulmuş genç bir denizci olan Martin Eden, bir akşam rastlantıyla girdiği bir evde başka bir hayatın ışığına tutulur. Kitapların dili, konuşmaların inceliği ve o dünyanın kendinden emin düzeni, onda geri dönüşü olmayan bir arzu uyandırır.
Ruth’a duyduğu sevgi, bu arzuyu büyütür. Martin okumaya sarılır. Öğrenir, kendini eğitir, kelimelerle nefes almayı dener. Gündüzleri çalışır, geceleri yazar. Yalnızlığını bir çalışma disiplinine çevirir. Kendi emeğiyle bir isim olmak ...