Bir sarayın gölgesinde başlayan bu piyes, hikmet ile iktidarın, adalet ile ihtirasın, insan ile nefis arasındaki büyük mücadeleyi sahneye taşır. Büyük filozof Fârâbî, “Medînetü’l-fâzıla /Erdemli Şehir” hayalini gerçekleştirmek için Seyfü’d-Devle’nin sarayına geldiğinde; savaşların, ihanetlerin, korkuların ve tutkuların kuşattığı bir dünyanın tam ortasına adım atar.
Saray koridorlarında dolaşan ihtiras, halkın içindeki korku, aşkın açtığı yaralar ve iktidarın ağır imtihanı; her karakteri ken ...