“Tuğrul Bey, donakalmıştı. Hiçbir şey söyleyemiyordu. Ayaktaydı. Birkaç dakika böylece bekledi. Daha sonra ağzından “Yiğit Hasan’ım!” sözleri döküldü. Gözünden yaşlar akıyordu. Birden kendini topladı. Gözyaşlarını sildi. “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn!” ayetini okudu. Tuğrul Bey, eliyle Ebu’l-Kâsım’a işaret edip çıkmasını istedi. Ebu’l-Kâsım, dışarı çıkarak Sultan’ı yalnız bıraktı. Tuğrul Bey, çok üzülmüştü. Hâk Teâlâ, ona bir evlat vermemişti. Ancak o, hanedan mensubu gençleri kendi oğlu g ...