Bir dairenin farklı yarıçaplarının aynı merkeze uzanması gibi Mevlana ve Schopenhauer; çokluğu, zıtlığı ve nedenselliği bu dünyadaki zihinlerin perdesi olarak görürler. İnsan bu perdeyi kaldırdığında Hint felsefesinin Vedenta öğretisinde ifade edilen mayanın peçesini yırtan sezişe yani tat twam asi (bu sensin) hakikatine ulaşır. Bu hakikatin idraki insanın dönüşümüne bağlıdır. İnsanın dönüşümünü Mevlana, nefs'in bilinmesinde; Schopenhauer ise istemenin idrak ile aydınlatılmış insanında görür. Me ...