Bir masa, bir kâğıt ve “beklemek” yerine fiillerin dağıtıldığı zamansız bir bekleme alanı… Bu romanda, Georg Simmel’i andıran bir figür mikro karşılaşmaların ince titreşimlerine eğilirken, Anthony Giddens’ı andıran bir diğer figür yapı–eylem döngüsünün görünmez örgüsünü masaya yatırıyor. Okur, bir “fikir düellosu” izlediğini sanırken, asıl düellonun kendi hafızasında ve bedeninde gerçekleştiğini fark ediyor: her tanım bir şey eksiltiyor, her açıklama bir hatırayı sessizleştiriyor, her kavram bir ...