Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattandaha canlı,daha güzel, daha büyülü…
Genç Sinan’ın ruhunda iki büyük ihtiras kaynıyordu: Sanatkâr ruhundan doğan yaratıcı bir ihtiras ile aynı ruhun ilham ettiği dünyayı gezip görmek ihtirası. Sinan kendisini, hemen her gün elinden düşmeyen kıymetli bir alete, perkâra benzetiyordu. Perkâr nasıl bir ayağı ile muayyen bir noktaya saplanarak diğer ayağı ile etrafı dolaşırsa, o da sanatına kuvvetle bağlanarak dünyayı görmek, dolaşmak istiyordu. ...