İnsan, nerede doğarsa doğsun, anlam arayışıyla doğar. Kimimiz bu arayışı çocuklukta bir oyunla, kimimiz gençlikte bir sorguyla, kimimiz de olgunlukta bir sessizlikle fark ederiz. Benim için bu arayış, iki farklı dünyanın arasında geçen bir hayatın sessiz sorusu olarak doğdu. Almanya’da başlayan, Türkiye’de devam eden bir yaşamın iki uç noktasında, kültürlerin, dillerin, değerlerin ve düşünme biçimlerinin arasında gidip gelirken, hep aynı soruyla karşılaştım: İnsan ne için yaşar?
Bu soru, ya ...