Lâl olup susayım diyorum, kör olayım size bırakarak, ebedî yaşayacakmış gibi sahiplenip yurt edindiğiniz dünyayı. Kulaklarımı tırmalayıp rahatsız eden enfüsî rüzgâr, ışığıyla kıyam’a durduğum şu yansıma ki; o veçhi lahûtîden, beni bana bırakmıyor. İdris’ten Muhammed’e elçilerin gür sadâsını “hayye ale ssalâh!” Salât ki aklınızı kullanmayıp çözemediğiniz bu bilmeceyi dil’ime, sabrı şükrü ve senâ’yı dîl’ime hasredip, yürüyeceğim kusva’nın gittiği menzile doğru inanıyorum, Mevlanâ; ki o Rûmî değil, ...