Bu kitap, mülkiyet ile genel iradeyi aynı masaya oturtuyor; John Locke’un “benim olan” diye çizdiği sınırlar, Jean-Jacques Rousseau’nun “hepimizin” dediği meydanda çatırdıyor. Bir yanda emeğin, güvenliğin ve bireysel hakkın soğukkanlı savunusu; öte yanda eşitlik, yurttaşlık ve ortak kaderin yakıcı çağrısı… Okur, iki düşüncenin arasında sadece fikirleri değil, bedelleri de görür: özgürlük hangi noktada ayrıcalığa dönüşür, eşitlik hangi noktada baskıya?
Sayfalar ilerledikçe tartışma “haklı ki ...