Her göç hikâyesi; bir yurdu geride bırakmanın, yeni bir yurda tutunmanın sancılı serüvenidir. Benim yaşadıklarım, gördüklerim, dinlediklerim sadece bir bireyin değil, milyonların ortak hafızasının parçalarıdır. Bu kitapta anlatmaya çalıştığım şey; “mültecilik” sözcüğünün kuru bir hukuki statü olmadığı, aksine hayatın en çıplak, en yakıcı gerçeklerinden biri olduğudur.
Göç; bir ağacın köklerinden koparılması gibidir. Ait olduğu toprakları, çocukluk ve gençlik yıllarını, kültürünü, y ...