Bazı rüyalar, geçmişte gömül(e)memiş cenazelerdir.
Ne yasını tutabilmişsindir ne de uğurlayabilmiş...
Ve o yüzden gelirler geceleri; elini tutup, ‘Beni bırakmadın, azat et’ derler.
Uykuyla uyanıklık arasındaki o ince çizgide yürüyen Müzeyyen’in dünyası, gündüzün sessizliğine ve gecenin ısrarcı rüyalarına bölünmüş bir hayatın izlerini taşır. Kapılar çalar, trenler hızlanır, köprüler görünür; geçmişten kopup gelen imgeler bazen bir fotoğrafta, bazen de bir rüyanın gölgesin ...