“Yaşıyor muyum, yoksa bu da uzun bir rüyanın kırık parçası mı?”
Selçuk… Gerçek ile hayal arasındaki o ince çizgide, kimi zaman yürüyen, kimi zaman düşen bir adam. Parmağını kesip akan kana rağmen hayatta olduğuna inanamayan, rüyalarında balık tutarken birden kendini oltadaki ölü bir balık olarak bulan bir zihnin karmaşık yansısı.
Bu roman, sadece bir adamın iç dünyasını değil, aynı zamanda hepimizin zaman zaman içine düştüğü varoluş sancılarını, kimlik çatışmalarını ve gerç ...