800–1200 yılları arasındaki Avrupa sanatı, ortaçağın hem ruhunu hem de iktidar yapısını biçimlendiren güçlü bir görsel dil oluşturmuştur. Kilise mimarisi, heykeller, kitap süslemeleri ve değerli kült objeleri, yalnızca dini inancın değil, aynı zamanda siyasal meşruiyetin de taşıyıcısıydı. Sanatın hem Tanrı’ya adanmış bir hizmet olarak görüldüğü hem de bir iktidar aracı olarak işlevselleştirildiği bu dönemde kilise babalarının teolojik yorumu ile şekillenen imgeler, mecazlarla dolu bir görsel evr ...