Zamanla orduların asker sayılarında görülen artış, birliklerin sevk ve idaresinde birtakım düzenlemeleri zorunlu hâle getiriyordu. Yaşanılan çağın değişimine ayak uyduramayan, ihtiyaçlarına karşılık veremeyen bir ordunun ayakta kalabilmesi mümkün görünmüyordu. Tehlikenin farkına varılmış ve birtakım tedbirler alınmışsa da yapılanlar yeterli olmamıştı. Yeni bir yapıya ihtiyaç olduğu aşikârdı. Gözler Batı’ya çevrilmiş, dikkatler yeni modeller üzerine yoğunlaşmıştı. Böyle bir ortamda bugün adına “k ...