Şehre en uzak kasabalardan, şehrin en ücra köşelerinden insanlar taşınıyor kentin kalbine, kapitale. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkekler… Kent, bir anıt misali dimdik. Devasa meydanlarıyla, asırlık sütunları, binaları, heykelleriyle zamana meydan okuyor. Bu zamana meydan okuyan ruhun, mekânın cazibesine kapılıyor yüzyıllar önce köle, yüz yıllar önce direnişçi, yüz yıllar önce sokak ortasında apansız ölenler. Bir mucize arıyorlar geçmişi bir kenara bırakıp. Şimdiki zamanın büyüsüne kapılıyorlar. ...