Savaş ateşinin etkisiyle tüm benliğimizi, korlarının yaktığı hatıralarımızın küllerini
bırakarak bir daha dönmemek üzere vatanımızdan ayrılıyorduk. Çürümüş, yıkılmış bir
ağaç gibi çürüklerimizi döke döke, köklerimizi söke söke kopuyorduk evimizden
barkımızdan.
Hepimizin gözlerinde derin bir acı, bir güceniklilik vardı. Yüzümüze zehir gibi bir elem
çöreklenmiş oturmuştu. Elimizden hiçbir şey gelmemesi içimizi kanatıyor, derin
yarıklar açılmasına yol açıyordu. ...