Tarihçiler, Safevi İmparatorluğu’nun gerileme ve çöküşünü imparatorluğun son asrındaki siyasî durgunluk, saraydaki yozlaşma ve ahlaki çözülmenin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmiştir. Rudi Matthee bu yerleşik anlatıya karşı çıkıyor. Safevilerin gerilemesi ve çöküşü doğrusal bir hikâye değil; coğrafi kırılganlıklar, aşiret yapıları, sınırlı ekonomik imkânlar, saray siyaseti, taşra güçleri ve askerî-mali tercihler arasındaki hassas dengelerin bir kriz anında köklü değişimlere yol açtığı karma ...