“Kurulan her düş, yaşanacak bir kâbusun esiriydi.”
Zeynep Kızıl, ailesi öldüğünde içinde bulunduğu şehrin karanlığa gömüldüğünü düşünmüştü. Zorlu geçen hayatı, amcası tarafından geri dönülemez bir yola saptırılmıştı. O şehrin yalnızca karanlıktan ibaret değil, aynı zamanda bir yıkımdan fazlası olduğunu yaşayarak öğrenmişti.
Hayatının yıkık dökük kalıntılarıyla bir başına kaldığındaysa her şeyin bittiğine emindi, artık onun için bir umut yoktu. Ta ki görevi için onu kurtarmaya gelen o ...