1920’lerin yakıcı sıcaklığında, Ege’nin öte yakasından yükselen feryatlar, top ve barut kokuları arasında yırtılan bir vatan hüznü… Güzelliğiyle görenleri büyüleyen Selanikli Handan, işgalin, kayıpların ve kimsesizliğin tam ortasında üç evladıyla ayakta kalmaya çalışırken hayatın ona hazırladığı en acı sınavlarla yüzleşir. Toprağa emanet edilen minik bedenler, bir avuç tülbende sarılan memleket toprağı ve Gülbahar vapuruyla Karadeniz’in kıyılarına uzanan, köklerinden sökülmüş çaresiz bir firar… ...