Bilincin tekinsiz sınırlarında gezinen bir “benlik” manifestosu; yazar, kelimeleri birer neşter
gibi kullanarak derin, sıra dışı ve özgün bir zihin felsefesi kuruyor.
İçeride bir sorun var: “Ben” dediğimiz o bütünlük, bir şarap şişesinin içine hapsolmuş,
bozulmaya yüz tutmuş kirli bir kırmızının içinde eriyor.
Yazar; kokmuş yatakların, hastane tavanlarının ve yabancılaşmış bedenlerin ortasında, zihnin
bedenden ayrılıp kendi enkazını izlediği o radikal kopuşu anlatıyor. S ...