Artık herkes, kendi inşa ettiği hakikatin yankısında yaşıyor. Bakışların birbirine değdiği ama ruhların teğet geçtiği, empatinin silik bir hatıraya dönüştüğü tekinsiz bir yabancılaşma çağı bu. Güvenin tükendiği yerde, kelimelerin ne hükmü kalır?
İnsanlığın ortak inançlarını yitirdiği, ‘biz’ olmanın imkânsızlaştığı, ‘ben’ demenin ise kutsandığı o fanusun içindeyiz. Egonun mutlak zaferi kutlanırken, vicdanlar derin bir uykuya yatıyor ve parçalanmış ailelerin enkazı altında yönünü arayanların ...