Çocukluğumda, kışın yağmur sonrası vakit buldukça köyümüzün arkasındaki Karadağ’ın sırtlarına mantar toplamaya giderdim. Sık ağaçlarla örülü o büyük çam ormanında kimi zaman ürkek tavşanlarla, kimi zaman küçük tilkilerle, kimi zaman da yavru ceylanlarla karşılaşır, uzaktan onlara seslenip bir cevap beklerdim. Ormanın kendine has o büyülü dünyasına bazen öyle dalardım ki havanın karardığını fark etmez, dönüş yolunu karıştırırdım...
Bazı yolculuklar, yayınevine gönderilen bir dosyayla değil; ...