Kale, Tuna’nın kıyısında, suyun ağır ve sabırlı akışına sırtını vermişti. Nehir burada
genişler, akşamüstleri ise kurşuni bir renge bürünürdü. Yerle gök birleşirdi sanki. Bahar
aylarında taşkın tehdidi olurdu ama o taşkınlar top sesleri kadar korkutucu değildi.
Kalenin etrafındaki toprak verimliydi. Mısır ve buğday tarlaları, surların gölgesine
kadar sokulurdu.
Dizdar Abdullah Ağa, Güney burcunda duruyor, Tuna’ya bakıyordu. Nehir ağır, ağır
akıyordu. Sanki hiçbir şe ...