Bir bekleme odası… İki sandalye… Masanın üzerinde yarım bir bilet, 02:17’de durmuş kırık bir saat ve tek bir soru: “Suçlu kim: fail mi, onu doğuran hayat mı?” Agatha’nın keskin mantığı ile Sait’in insana dokunan bakışı, bir cinayet dosyasını değil, aslında hepimizin içindeki mahkemeyi açıyor: Delil dediğimiz şey gerçekten “gerçek” mi, yoksa vicdanın seçtiği bir düzen mi? Kurbanın adı nereye yazılır; failin hikâyesi nereye kadar savunmadır; “hayat” dediğimiz o görünmez tanık ne zaman suç ortağına ...