İbrahin Erkan Manavoğlu belleğinden süzülen, bir coğrafyanın dilini, insanını ve kırılmalarını taşıyan çok katmanlı bir anlatı dünyasına davet ediyor okuru.
Leymosun’dan köy düğünlerine, çocukluk sokaklarından göçün ve
çatışmanın eşiğine uzanan bu metinlerde Manavoğlu, yalnızca hatırlayan değil; gördüğünü, yaşadığını ve duyduğunu yazıya dönüştürme
kudretiyle yeniden kuran bir tanık olarak karşımıza çıkıyor.
Bu tanıklığın en belirgin gücü, metinlerin damarında dolaşan yöresel ...