“Her insan, her an, her soluk sadece kendisiyken, zihinlerimize kazınmış imgelerden arınmak gerek. İşte o zaman anlamlı ve sahici yaşarız.” Bir tenhalık var bu öykülerde... Ama insanı üşüten, yalnızlaştıran bir tenhalık değil. Issızlığın ortasında durup bakılan dünya, bildiğimiz dünya değil. Söylenen her sözde söylenmeyen, görünen her yüzde görünmeyen saklı. Ruhlar sızılı bir geçmişi anlatıyorlar; yaşayanlar ve ölüler geçmişe ve geleceğe doğru genişleyen anlarda buluşuyorlar. Kalabalık ama tenha ...