Gecenin en sessiz anında, ormanın derinliklerinden bir kıpırtı yükselir.
Ne rüzgârın uğultusudur bu ne de bir hayvanın ayak sesi…
Sanki yüzyıllardır saklanan bir hikâye, toprağın altında nefes alıyordur.
Demir ve Çelik, sıradan bir günün içinde bu izlerin peșine düşer. Attıkları her adım, onları haritalarda olmayan bir yere götürür:
Geyiklerin gölgesinde yürüyen, adı dilden dile dolaşan, fakat kimsenin tam olarak anlatamadığı o esrarengiz kişiye…
Geyikli Baba’y ya.
...