Alman filozof Martin Heidegger, “die sprache ist das haus des seins” demiş yani “dil, varlığın evidir”. Bu söz, 1968’den sonra Dünya çapında yükselen kültürel kimlik hareketlerinin özellikle dil hareketlerinin bir özeti olarak okunabilir. SSCB ve Reel Sosyalizmin yarattığı hayal kırıklığı, ulus-inşa süreçleri, silahlanma yarışı, refah devleti ve ekolojik krizin yarattığı sorunlar ile kamusal alanda yeni bir tartışma filizlendi. Ulus-Devlet’in Küreselleşme sürecinde yaşadığı ekonomik ve siyasi aş ...