“Yerin kulağı vardır.” derler. Fakat bir çocuğun kulağından daha büyük olmadığını en iyi ben biliyorum.
Dışarıda, hele ki dağlık bir yerdeysem, elime bir çakmak taşı alır, geniş bir kaya arayıp bulur ve o kayanın sert kabuğuna vura vura kendi kısacık adımı ya da acısıyla tatlısıyla zihnimde yer etmiş kimi kelimeleri kayanın dört bir yanına kazıyarak vakit geçirirdim. Babamdan dinlediklerimi de işte böyle, tarih öncesi bir tutanakçı gibi koca kayaların sert kabuklarına darbeler indirerek kaz ...