Venedik, o gece yalnızca bir elçiyi ağırlamıyordu…
Kendi kaderini sofraya davet ediyordu.
Osmanlı’nın Akdeniz’e vurduğu mühür, Avrupa saraylarını korkuyla susturmuştu. Fakat hiçbir korku, Kubad Çavuş’un Venedik’e gelişiyle başlayan sessizlik kadar ağır değildi.
Çünkü onun ardında yalnızca bir devlet değil; çağ açıp çağ kapatan bir kudret vardı.
Senato, bu kudreti yumuşatmak için güzelliği kullanmaya karar verdi. Genç Agrippine Bafa, iki Türk denizcisini sara ...