“Şekerden bir şato kurdum avuç içlerimde. Sonra elimi güneşe yaklaştırıp erimesini izledim zevkle...”
Bu sayfalar; gamsız bir dünyaya sığamayan, şekerden şatolarını güneşin altında eriten bir ruhun iç dökümüdür. Viya Böyle; aynaların sustuğu, maskelerin düştüğü ve sadece çıplak hakikatin kaldığı o anları anlatıyor.
Sahi, düşmüş mü melekler yoksa biz mi cennetten? Artık değil denilen zamanların, kaybedilen umutların ve inatla iyi kalma mücadelesinin ta kendisi...
Yazar, henüz yüzün ...