Selami Karabulut, Yangın Karanlığı’nda insanın içindeki karanlığa eğiliyor. Suç, hafıza ve vicdan arasında sıkışan karakterler, gerçekle hayalin sınırında dolaşıyor.
Uzaktan gelen bir klakson sesi, geceyi uykusundan uyandırmak istercesine binaların arasından geçip bilinmeyen bir yerlere doğru hızla akıyordu. Yalnızca o mu? Her şey akıyordu. Zaman önüne geleni sürükleyip götürüyor, bir yandan da geride kalan izleri yok ediyordu. O, bir kaya gibi sessiz ve dingin davranmayı daha ne kada ...