Yas, insanın zaman karşısındaki en kırılgan hâlidir. Ölüm, yalnızca bir son değildir; aynı zamanda hatırlamanın, anlatmanın ve yeniden doğurmanın kapısıdır. Her ağıt, bir suskunluğun içinden doğar; sesi, acının diliyle örülür. İnsanoğlu, ilk ölümlerin ardından mezar taşlarını, sözleri ve ezgileri birer hafıza mekânı olarak inşa etti. Böylece “yas” yalnızca kaybın değil, yaşamın devamı için kurulan bir köprüye dönüştü. Bu kitap, o köprünün direklerini oluşturan üç temel kavramı (yas, ağıt ve hafı ...