“Hasan!” demiş, “Anamla, babamla danıştım; onlar da emmilerimle danıştılar. Ovalıya
varanın, ovalıdan kız alanın iflah olduğunu gören yok. “Deli kız, deli kız!” dediler. “Yüksekoba’da
gönlünü verecek yiğit mi bulamadın?” Ben de: “Herkesin yiğidi kendi gönlüne göreymiş!” dedim.
“Peki öyleyse,” dediler, “Bir sına bakalım, senin yiğidin Kazdağı’ndaki yörük Emine’ye er olacak
adam mı? Konuşup anlaştık, Zeytinli’den kırk has okka tuz aldım; bunu sırtına vurup bir yerde durup
...