Ölüm, insanlık tarihinin en eski sorusu, en derin sessizliği ve en güçlü öğretmenidir. Her kültürde farklı ritüellerle karşılanan, kimi zaman korkuyla kimi zaman teslimiyetle anılan bu gerçeklik; hem bireysel hem toplumsal hafızamızın merkezinde yer almayı sürdürür. Ölümün kesinliği karşısında insanın çabası, anlam arayışına dönüşür. Bu arayış, dinlerin, felsefenin, edebiyatın ve sanatın temel ilham kaynaklarından biri olmuştur.
Bu sayıda ölümün yalnızca bir son değil, aynı zamanda bir başl ...