Pala bıyıkları, pembe yanakları, koca göbeğiyle sevimli bir adamdı Bakkal Hurşit. Koca ekmek kasasıyla önünde durdu. “Nereye böyle Mennan Dayı, sabah sabah bu ne acele?”
“Hiiç,” dedi, yana kaymak istedi. Mennan hastahaneye yetişmek istiyordu. Şimdi derdini anlatsa, bir sürü tarif verecek, onu oyalayacaktı. O ağrının içinde aklına bir muziplik geldi.
“Sana söyleyemem, bu bir sır,” dedi.
Hurşit daha da meraklandı. Artık hiç bırakmazdı.
“Beni bırak,” dedi, bırakmayacağını b ...