Bu kitap, birbirinden bağımsız öykülerden çok, aynı hafızanın farklı eşiklerinde duran anlatılardan oluşuyor. Kapı aralıklarında, merdiven boşluklarında, hamam kubbelerinde, düğün salonlarının yapay ışığında biriken şey, yaşanmış olanın kendisi değil; onun geride bıraktığı iz. Kaybın, dışarıda bırakılmışlığın, suskunluğun ve hatırlamanın ağırlığı, büyük cümlelere yaslanmadan; bir nesnenin, bir mekânın, yarım kalmış bir sözün içinden sızarak çoğalıyor. Okur bu metinlerde yalnızca bir hikâyeyi tak ...